AYT Edebiyat Eser-Sanatçı Sorularında Çeldiriciler Nasıl Fark Edilir?

Özet
:
AYT Edebiyat çalışmasında hedef yalnızca “eseri biliyor muyum?” sorusuna cevap vermek değil, “Bu eseri doğru sanatçıyla ilişkilendirdiğimden nasıl emin olabilirim?” sorusunu da sormak olmalıdır.

AYT Edebiyat testinde eser-sanatçı soruları, ilk bakışta yalnızca ezber gücünü ölçüyormuş gibi görünse de aslında çok daha farklı bir beceriyi sınayabilir. Bir sanatçının hangi eseri kaleme aldığını bilmek kadar, birbirine benzeyen seçenekler arasındaki küçük ayrıntıları fark edebilmek de önem taşır. Peki bir soruda doğru cevap oldukça tanıdık görünürken diğer seçenekler neden zihni karıştırabilir? Bunun temel nedenlerinden biri, çeldiricilerin çoğu zaman tamamen ilgisiz bilgilerden değil, aynı dönem, tür veya sanatçı çevresinden seçilmesidir. Örneğin bir Servetifünun sanatçısının eseri, yine aynı dönemin başka bir sanatçısına ait bir eserle yan yana getirilebilir. Böyle bir durumda yalnızca dönemi bilmek yeterli olmayabilir. Eserin türü, sanatçının edebî anlayışı, bağlı bulunduğu topluluk ve hatta eserin konusuna ilişkin belirgin özellikler birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle AYT edebiyat eser-sanatçı sorularında başarı için ezberlenen bilgilerin tek tek değil, birbiriyle bağlantılı bir sistem içinde düşünülmesi önem taşır. Bir eser görüldüğünde sanatçı, sanatçı görüldüğünde dönem ve dönem görüldüğünde eserler zihinde çağrışım oluşturmalıdır. Ancak bu çağrışımın otomatik bir ezbere dönüşmesine izin verilmemeli; her seçenek metindeki bilgilerle yeniden kontrol edilmelidir.

Çeldiricileri fark etmenin ilk yollarından biri, sorudaki bilgi alanının sınırlarını doğru belirlemektir. Bir soru “aşağıdaki eserlerden hangisi sanatçıya ait değildir?” biçiminde sorulduğunda, öğrencinin zihninde yalnızca sanatçı-eser eşleşmesi değil, seçeneklerin tamamı aynı anda değerlendirilmelidir. Çünkü sınav sorularında çeldirici oluşturulurken sıkça aynı edebî dönemden, benzer türlerden veya birbirine yakın sanat anlayışlarından yararlanılabilir. Bir roman adı başka bir romancının eseriyle, bir şiir kitabı aynı dönemin şairlerinden biriyle, tiyatro eseri ise tiyatro yazarı olarak tanınan farklı bir sanatçıyla ilişkilendirilebilir. Burada “Bu eser gerçekten bu sanatçıya mı ait, yoksa aynı dönemdeki başka bir sanatçının eseriyle mi karıştırılıyor?” sorusu sorulmalıdır. Özellikle sanatçıların birden fazla türde eser verdiği dönemlerde yalnızca eser adının tanıdık gelmesi yeterli kabul edilmemelidir. Eserin türü ile sanatçının edebî kimliği arasında bir uyum bulunup bulunmadığı gözlemlenmelidir. Bunun yanında seçeneklerdeki sanatçıların aynı topluluk veya edebî hareket içinde yer alıp almadığına da dikkat edilmelidir. Çünkü çeldiricinin gücü, çoğu zaman yanlış bilginin tamamen yabancı olmasından değil, doğru bilgiye fazlasıyla yakın görünmesinden kaynaklanır.

Bir diğer önemli nokta, eserleri yalnızca sanatçı adıyla değil, “ayırt edici ipuçları” üzerinden öğrenmektir. Örneğin bir sanatçının bütün eserlerini uzun bir liste hâlinde ezberlemek yerine, onun en bilinen eserleriyle birlikte hangi türde öne çıktığı, hangi döneme bağlı olduğu ve edebî anlayışının temel özellikleri zihinsel bir ağ hâline getirilebilir. Böyle bir çalışma sırasında benzer sanatçıların eserleri karşılaştırmalı biçimde ele alınmalıdır. Aynı dönemde yaşayan iki sanatçının eserleri yan yana yazılarak “Hangisi kime ait?” şeklinde kısa tekrarlar yapılabilir. Özellikle sınav hazırlığında destek alınırken Ankara AYT özel ders gibi çalışmaların yalnızca konu anlatımına değil, çeldirici analizi ve yanlış seçeneklerin neden yanlış olduğunun açıklanmasına da odaklanması yararlı olabilir. Çünkü bir soruyu doğru cevaplamak ile doğru seçeneğe neden ulaşıldığını açıklayabilmek aynı beceri değildir. Öğrencinin “Bu cevap doğru” demekle yetinmeyip “Diğer dört seçenek neden yanlış?” sorusunu da cevaplaması beklenmelidir. Yanlış seçeneklerin incelenmesi, eser-sanatçı bilgisinin daha kalıcı hâle gelmesine ve birbirine benzeyen bilgilerin ayrıştırılmasına imkân tanıyabilir. Böylece soru çözümü yalnızca test performansının ölçüldüğü bir aşama olmaktan çıkarılarak öğrenmenin bir parçası hâline getirilebilir.

Çeldiricilerin önemli bir bölümü, öğrencinin bilgisinden çok aceleciliğinden yararlanabilir. Soru kökünde “değildir”, “söylenemez”, “yanlıştır”, “yer almamıştır” gibi olumsuzluk bildiren ifadeler bulunuyorsa öncelikle bu kelimeler fark edilmelidir. Çünkü öğrenci sanatçı ve eser bilgisine hâkim olsa bile soru kökünü yanlış yorumladığında doğru bilgiyi yanlış seçeneğe dönüştürebilir. Bu nedenle eser-sanatçı sorularında yalnızca seçenekler değil, sorunun nasıl sorulduğu da dikkatle okunmalıdır. Bir seçenek görüldüğünde zihinde hemen “Bunu biliyorum.” yargısına ulaşmak yerine “Bunu hangi bilgiye dayanarak biliyorum?” sorusu sorulmalıdır. Özellikle iki seçeneğin de doğruymuş gibi göründüğü durumlarda eserlerin türleri, sanatçıların dönemleri ve edebî toplulukları arasında çapraz kontrol yapılması gerekir. Bir başka yöntem de kesin olarak bilinen eşleşmeleri önce işaretleyerek belirsiz seçenekleri sona bırakmaktır. Ancak bu sırada ilk akla gelen cevaba aşırı güvenilmemeli, soru köküyle yeniden karşılaştırma yapılmalıdır. Çünkü AYT edebiyat sorularında birkaç saniyelik dikkatsizlik, uzun süre çalışılarak öğrenilmiş bir bilginin yanlış kullanılmasına neden olabilir.

Eser-sanatçı sorularında çeldiricileri fark etmek için yanlış cevapların da birer öğrenme aracına dönüştürülmesi önemlidir. Bir soruda yanlış yapılan eşleşme yalnızca “yanlış bilgi” olarak görülmemeli; neden karıştırıldığı araştırılmalıdır. Örneğin bir roman başka bir sanatçıyla karıştırılmışsa iki sanatçının dönemleri, türleri ve önemli eserleri karşılaştırmalı olarak yeniden gözden geçirilebilir. Aynı hata birkaç farklı denemede tekrar ediyorsa bunun altında bilgi eksikliği kadar yanlış öğrenilmiş bir çağrışım da bulunabilir. Bu noktada yanlış defterine yalnızca soru ve doğru cevap yazılması yerine, “Neyi karıştırdım?”, “Çeldirici neden bana doğru göründü?” ve “Bir sonraki soruda hangi ipucuna dikkat etmeliyim?” gibi soruların eklenmesi faydalı olabilir. Ayrıca eser listeleri dönemlere göre gruplanmalı, sanatçıların öne çıkan eserleri türleriyle birlikte tekrar edilmelidir. Böyle bir sistem, ezberlenen bilgilerin birbirinden kopuk parçalar hâlinde kalmasını önleyebilir. Düzenli aralıklarla kısa tekrarlar yapılması ve daha önce karıştırılan eşleşmelerin yeniden test edilmesi de öğrenmenin sürdürülebilirliğini destekleyebilir. Sonuçta amaç yalnızca daha fazla eser adı bilmek değil, karşılaşılan bir eserin hangi sanatçıya ait olduğunu güvenilir ipuçları üzerinden değerlendirebilecek bir düşünme alışkanlığı kazanmaktır.

AYT Edebiyat eser-sanatçı sorularında çeldiricileri fark etmek, yalnızca geniş bir eser listesine sahip olmakla açıklanabilecek bir beceri değildir. Asıl önemli olan, bilgiyi doğru bağlamda kullanabilmek ve birbirine yakın seçenekler arasında ayrım yapabilmektir. Bir sanatçı öğrenilirken onun dönemi, edebî topluluğu, sanat anlayışı, türleri ve öne çıkan eserleri birlikte değerlendirilmelidir. Bir eser öğrenilirken de yalnızca adı ezberlenmemeli; türü, yazarı ve mümkünse eserin edebiyat tarihindeki konumu ilişkilendirilmelidir. Deneme ve soru çözümlerinde “Neden bu seçenek?” kadar “Neden diğerleri değil?” sorusunun da üzerinde durulması gerekir. Özellikle sınava hazırlık sürecinde İncek AYT özel ders gibi bireysel çalışma modellerinde öğrencinin karıştırdığı eser-sanatçı eşleşmelerinin belirlenmesi, tekrarların kişisel ihtiyaçlara göre düzenlenmesine imkân tanıyabilir. Bunun yanında geçmiş soruların incelenmesi, ÖSYM’nin eser-sanatçı bilgisini hangi bağlamlarda ölçebildiğini görmeye yardımcı olabilir. Unutulmamalıdır ki güçlü bir eser-sanatçı bilgisi yalnızca çok sayıda isim ve eser ezberlemek anlamına gelmez. Bilginin sınav anında doğru seçenekle ilişkilendirilebilmesi, çeldiricinin neden çeldirici olduğunu fark edebilmek ve karar vermeden önce soru kökünü yeniden değerlendirmek de bu becerinin önemli parçalarıdır. Dolayısıyla AYT Edebiyat çalışmasında hedef yalnızca “eseri biliyor muyum?” sorusuna cevap vermek değil, “Bu eseri doğru sanatçıyla ilişkilendirdiğimden nasıl emin olabilirim?” sorusunu da sormak olmalıdır.

Resim
X