AYT Edebiyat'ta Çok Bilgi Bilmek Neden Her Zaman Yüksek Net Getirmez?

Özet
:
Bilginin nasıl öğrenildiği, nasıl sınıflandırıldığı, ne kadar süre hatırlandığı ve soru içerisinde nasıl kullanıldığı birlikte değerlendirilmelidir. Deneme sonuçları incelenirken yalnızca yanlış sayısına bakılmamalı, yanlışların hangi bilgi türlerinde yoğunlaştığı ve öğrencinin bildiği hâlde hangi bilgileri soruda kullanmakta zorlandığı gözlemlenmelidir

AYT Edebiyat denildiğinde öğrencilerin zihninde çoğu zaman geniş bir bilgi havuzu canlanır. Edebî dönemler, sanatçılar, eserler, türler, akımlar, önemli kavramlar ve edebiyat tarihine ilişkin ayrıntılar sınava hazırlık sürecinin önemli parçalarıdır. Peki, bütün bu bilgileri bilmek neden her zaman yüksek net anlamına gelmez? Çünkü AYT Edebiyat'ta başarı yalnızca bilgilerin zihinde bulunmasına değil, gerektiğinde doğru bilgiye ulaşılabilmesine ve bilgilerin sorunun bağlamı içerisinde kullanılabilmesine de bağlıdır. Bir öğrenci onlarca sanatçının eserlerini ezbere sayabilirken, bir soruda verilen ipuçlarından hareketle doğru sanatçıyı belirlemekte zorlanabilir. Bunun temelinde bilginin parçalı öğrenilmesi, benzer isimlerin birbirine karıştırılması veya sorunun istediği ayrıntının fark edilememesi gibi nedenler bulunabilir. Özellikle bilgi yoğunluğu arttıkça öğrenilen unsurlar arasında bağlantı kurulması daha önemli hâle gelir. Örneğin bir sanatçının yalnızca eserlerinin bilinmesi yerine hangi dönemde yaşadığı, hangi edebî anlayışla ilişkilendirildiği, hangi türlerde eser verdiği ve kendisini benzer sanatçılardan ayıran özelliklerin birlikte değerlendirilmesi daha işlevsel olabilir. Bu nedenle AYT Edebiyat çalışmaları sırasında “Ne kadar bilgi biliyorum?” sorusunun yanında “Bildiğim bilgiyi soruda tanıyabiliyor muyum?” sorusu da mutlaka sorulmalıdır.

AYT Edebiyat'ta yüksek bilgi birikimine rağmen netlerin beklenen seviyeye ulaşmamasının nedenlerinden biri, bilgilerin birbirinden kopuk şekilde öğrenilmesidir. Sanatçı-eser eşleştirmeleri ezberlenirken aynı dönemde bulunan farklı sanatçıların özellikleri birbirine karışabilir. Özellikle Tanzimat, Servetifünun, Fecriati, Millî Edebiyat ve Cumhuriyet Dönemi gibi çok sayıda sanatçı ve eserin bulunduğu alanlarda yalnızca liste ezberlemek zaman içerisinde hatırlama güçlüğüne neden olabilir. Bu nedenle bilgiler arasında bir sistem oluşturulması önerilebilir. Edebî dönemler bir zaman çizelgesi üzerinde incelenebilir; her dönemin sanat anlayışı, temsilcileri, önemli eserleri ve ayırt edici özellikleri birlikte ele alınabilir. Ardından sanatçıların yalnızca eserleri değil, onları belirgin hâle getiren özellikleri de not edilebilir. Örneğin aynı türde eser veren iki sanatçının hangi yönlerden ayrıldığı belirlenirse, sınavda seçenekler arasında benzer bilgiler bulunduğunda karar vermek kolaylaşabilir. Burada amaç daha fazla ayrıntıyı zihne yüklemek değil, mevcut bilgilerin birbirleriyle ilişkilendirilmesini sağlamaktır. Çünkü bilgi miktarı arttıkça bilgiyi sınıflandırma ihtiyacı da artar. Düzenlenmemiş bilgi kalabalığı, sınav anında hatırlamayı desteklemek yerine seçenekler arasında kararsızlığa neden olabilir.

Bir diğer önemli sorun, bilgi çalışmalarının soru pratiğinden ayrı tutulmasıdır. AYT Edebiyat'ta bir sanatçının hayatına veya eserlerine ilişkin bilgiyi bilmek ile o bilgiyi farklı bir soru biçiminde fark etmek aynı beceri değildir. İncek AYT özel ders gibi bireysel çalışma seçenekleri değerlendirilirken de yalnızca konu anlatımının kapsamına değil, bilgilerin soru üzerinde nasıl kullanılacağının incelenmesine önem verilmelidir. Örneğin bir soruda sanatçının adı doğrudan verilmek yerine eserlerinden biri, edebî anlayışı veya dönem özellikleri üzerinden ipuçları sunulabilir. Öğrencinin bu ipuçlarını birleştirerek sonuca ulaşabilmesi için bilgilerin tek tek değil, bağlantılı biçimde öğrenilmesi gerekir. Bu noktada soru çözerken yalnızca doğru cevabın işaretlenmesi yeterli görülmemelidir. Doğru cevaba götüren ipuçları belirlenmeli, yanlış seçeneklerin neden elendiği açıklanmalı ve sorunun hangi bilgi alanını ölçtüğü üzerinde durulmalıdır. Aynı bilgi farklı soru biçimleriyle tekrar karşılaşıldığında öğrencinin bilgiyi ne ölçüde kullanabildiği de gözlemlenebilir. Böylece konu çalışması ile soru çözümü arasında daha güçlü bir bağ kurulması mümkün hâle gelir.

Çok bilgi bilmenin yüksek net getirmemesinin bir başka nedeni de bilgilerin birbirine yakın olduğu alanlarda ayırt edici özelliklerin yeterince öğrenilmemesidir. AYT Edebiyat'ta bazı sanatçıların aynı dönemde bulunması, benzer türlerde eser vermesi veya benzer edebî anlayışlarla ilişkilendirilmesi karışıklığa neden olabilir. Bu nedenle “Bu sanatçı kimdir?” sorusundan önce “Bu sanatçıyı diğerlerinden ayıran özellik nedir?” sorusu üzerinde durulması faydalı olabilir. Özellikle eser-sanatçı, dönem-sanatçı ve tür-eser eşleştirmelerinde karıştırılan bilgiler ayrı bir listede toplanabilir. Ancak bu liste yalnızca tekrar okunacak bir ezber sayfası olarak görülmemelidir. Karıştırılan bilgiler karşılaştırmalı biçimde ele alınmalı, benzerliklerin ve farklılıkların yan yana görülmesine özen gösterilmelidir. Örneğin aynı dönemde yer alan sanatçıların önemli eserleri bir arada incelenebilir ve her biri için birkaç ayırt edici anahtar bilgi belirlenebilir. Böyle bir yöntem, öğrencinin bilgileri zihninde daha düzenli bir yapıya yerleştirmesine imkan tanıyabilir. Çünkü sınavda çoğu zaman tamamen bilinmeyen bir bilgiyle değil, birbirine benzeyen seçeneklerden doğru olanı ayırt etme problemiyle karşılaşılabilir.

Bilgi yoğun bir derste başarıyı etkileyen bir diğer unsur da tekrar sistemidir. Edebiyat konularının bir kez öğrenilip uzun süre tekrar edilmemesi, özellikle sanatçı ve eser isimlerinin zaman içerisinde unutulmasına neden olabilir. Bununla birlikte sürekli baştan sona konu okumak da verimli bir tekrar yöntemi olmayabilir. Daha işlevsel bir yaklaşım olarak aralıklı tekrar, kısa bilgi kartları, dönem özetleri ve karıştırılan bilgiler listeleri kullanılabilir. Bir konu çalışıldıktan birkaç gün sonra kısa bir hatırlama yapılması, daha sonra bir hafta ve birkaç hafta sonrasında yeniden kontrol edilmesi düşünülebilir. Burada öğrencinin kitaba bakmadan bilgiyi hatırlamaya çalışması önemlidir. Çünkü gerçek öğrenme düzeyini belirleyen şey, bilgiyi yeniden okuduğunda tanımaktan çok, ihtiyaç duyduğu anda hatırlayabilmesidir. Denemelerde yanlış çıkan bilgiler ayrıca işaretlenmeli ve belirli aralıklarla yeniden değerlendirilmelidir. Böylece tekrar programı bütün konuları eşit sürelerle yeniden çalışmak yerine, öğrencinin gerçekten zorlandığı alanlara göre şekillendirilebilir. Bilgi fazlalığı nedeniyle oluşabilecek zihinsel karmaşanın azaltılması için sade, kategorize edilmiş ve düzenli bir tekrar sistemi oluşturulmasına özen gösterilmelidir.

Sonuç olarak AYT Edebiyat'ta çok bilgi bilmek önemli bir avantaj sağlayabilir; ancak tek başına yüksek net için yeterli bir ölçüt olarak görülmemelidir. Bilginin nasıl öğrenildiği, nasıl sınıflandırıldığı, ne kadar süre hatırlandığı ve soru içerisinde nasıl kullanıldığı birlikte değerlendirilmelidir. Deneme sonuçları incelenirken yalnızca yanlış sayısına bakılmamalı, yanlışların hangi bilgi türlerinde yoğunlaştığı ve öğrencinin bildiği hâlde hangi bilgileri soruda kullanmakta zorlandığı gözlemlenmelidir. Ankara AYT özel ders gibi bireysel destek seçenekleri değerlendirilirken de öğrencinin bilgi açığının bulunup bulunmadığından önce mevcut bilgilerinin ne ölçüde kullanılabildiğinin analiz edilmesi önemsenmelidir. Çünkü bazen sorun daha fazla bilgi öğrenmek değil, zaten bilinen bilgileri daha düzenli bir sistem içerisinde birbirine bağlamaktır. Bu nedenle AYT Edebiyat çalışma sürecinde bilgi toplamak kadar bilgiyi sınıflandırmaya, karşılaştırmaya, tekrar etmeye ve soru üzerinde uygulamaya da zaman ayrılmalıdır. “Daha ne kadar ezberlemeliyim?” sorusunun yanında “Bildiğim bilgiyi sınav sorusunda hangi ipuçlarıyla tanıyabilirim?” sorusu da sorulmalıdır. Böyle bir yaklaşım, edebiyat bilgisinin yalnızca ezberlenmiş bir içerik olarak kalmasını önleyerek sınav bağlamında kullanılabilir bir öğrenme alanına dönüşmesini destekleyebilir.

Resim
X