AYT Edebiyat'ta Edebî Dönemleri Karıştırmamak İçin 7 Yöntem

Özet
:
Sonuç olarak AYT Edebiyat'ta edebî dönemleri birbirinden ayırabilmek, yalnızca daha fazla bilgi ezberlemekle ilgili değildir. Kronolojik sıralama, dönem kimlik kartları, sanatçı-eser eşleştirmeleri, karşılaştırma tabloları, düzenli geri çağırma çalışmaları, soru analizi ve zihinsel haritalar birlikte kullanıldığında öğrenilen bilgilerin daha düzenli bir yapıya kavuşması mümkün olabilir.

 

AYT Edebiyat konularında öğrencilerin zorlandığı alanlardan biri, edebî dönemlerin özelliklerini, sanatçılarını ve eserlerini birbirinden ayırabilmektir. Tanzimat, Servetifünun, Fecriati, Millî Edebiyat ve Cumhuriyet Dönemi gibi başlıklar tek tek öğrenildiğinde anlaşılır görünse de sınavda farklı dönemlere ait sanatçı ve eserler aynı soru içerisinde karşılaştırılabildiğinde bilgiler birbirine karışabilir. Peki, bir sanatçının hangi döneme ait olduğunu bilmek neden bazen yeterli olmaz? Çünkü AYT Edebiyat soruları yalnızca ezberlenmiş bilgiyi değil, bilgilerin birbiriyle ilişkilendirilmesini de gerektirebilir. Bu nedenle edebî dönemleri öğrenirken her dönemi bağımsız bir bilgi yığını olarak görmek yerine tarihî koşullar, sanat anlayışı, dil ve üslup, türler, önemli sanatçılar ve eserler üzerinden bir bütün hâlinde değerlendirmek daha işlevsel olabilir. İlk yöntem olarak dönemleri kronolojik bir çizelge üzerinde konumlandırmak önerilebilir. Öğrenci hangi dönemin hangisinden önce veya sonra geldiğini görmeli, dönemler arasındaki geçişleri ve benzerlikleri ayrıca not etmelidir. Böylece bilgiler yalnızca zihinde ayrı başlıklar hâlinde tutulmak yerine edebiyat tarihinin genel akışı içerisinde değerlendirilebilir.

İkinci yöntem, her edebî dönem için kısa ve ayırt edici bir “kimlik kartı” oluşturmaktır. Bu kartlarda dönemin ortaya çıkış koşulları, temel sanat anlayışı, dil özellikleri, öne çıkan türleri ve birkaç belirleyici sanatçısı yer alabilir. Örneğin Tanzimat Edebiyatı çalışılırken birinci ve ikinci dönem arasındaki sanat anlayışı farklılıklarının ayrıca belirtilmesi, iki dönemin tek bir başlık altında karışmasını önleyebilir. Benzer şekilde Servetifünun ile Millî Edebiyat karşılaştırılırken dil, sanat anlayışı ve toplumsal konular bakımından ortaya çıkan ayrımlar tablo hâline getirilebilir. AYT özel ders çalışmalarında da bu tür karşılaştırmalı notların kullanılması, öğrencinin yalnızca “hangi sanatçı hangi dönemde?” sorusuna değil, “Bu sanatçı neden bu dönemin özellikleriyle ilişkilendiriliyor?” sorusuna da cevap aramasına imkân tanıyabilir. Üçüncü yöntem ise sanatçıları tek başına ezberlemek yerine eserleriyle birlikte öğrenmektir. Bir sanatçının adını gördüğünde onun önemli eserlerinden birkaçının zihinde canlanması, dönem bilgisinin daha güçlü bir bağlantıya dönüşmesini destekleyebilir. Bunun için sanatçı-eser-dönem şeklinde üçlü eşleştirmeler oluşturulması yararlı olabilir. Ancak bu eşleştirmeler yalnızca ezber amacıyla kullanılmamalı, eserlerin türü ve temel özellikleri de mümkün olduğunca kısa notlarla belirtilmelidir.

Dördüncü yöntem, birbirine benzeyen dönemleri karşılaştırmalı olarak çalışmaktır. Çünkü öğrencilerin yaşadığı karışıklık çoğu zaman bütün dönemlerin aynı ölçüde bilinmemesinden değil, birbirine yakın bilgilerin zihinde üst üste binmesinden kaynaklanabilir. Örneğin Tanzimat ile Servetifünun, Servetifünun ile Fecriati veya Millî Edebiyat ile Cumhuriyet'in ilk yılları arasında belirli ortaklıklar ve farklılıklar bulunmaktadır. Bu nedenle dönemleri sırayla okuyup geçmek yerine ikili ya da üçlü karşılaştırma tabloları hazırlanabilir. “Dil nasıl?”, “Sanatın amacı nedir?”, “Hangi türler öne çıkmıştır?”, “Toplumsal konulara yaklaşım nasıldır?”, “Hangi sanatçılar ve eserler belirleyicidir?” gibi sorular üzerinden karşılaştırma yapılmalıdır. Beşinci yöntem ise bilgileri düzenli aralıklarla geri çağırmaya dayalı tekrar sistemidir. Bir konuyu bir kez okuyup uzun süre tekrar etmemek, özellikle sanatçı ve eser bilgilerinin zamanla birbirine karışmasına neden olabilir. Bunun yerine kısa tekrarlar planlanmalı ve öğrenci kitaba bakmadan dönem özelliklerini hatırlamaya çalışmalıdır. Bir dönemin adını gördüğünde akla gelen sanatçıları ve eserleri yazmak, ardından eksik kalan noktaları kontrol etmek bu açıdan kullanılabilecek basit bir yöntemdir.

Altıncı yöntem, edebî dönemleri yalnızca konu anlatımı üzerinden değil, soru çözümü üzerinden de öğrenmektir. AYT Edebiyat'ta bir sanatçının doğrudan sorulmasının yanı sıra eserinden, edebî anlayışından, bağlı olduğu topluluktan veya başka sanatçılarla olan ilişkisinden hareketle çıkarım yapılması istenebilir. Bu nedenle Ankara özel ders çalışmalarında öğrencinin çözdüğü soruların yalnızca doğru veya yanlış şeklinde değerlendirilmesi yerine, soruda hangi bilgi bağlantısının kullanıldığının belirlenmesi daha anlamlı olabilir. Yanlış yapılan bir soruda “Bu sanatçıyı neden farklı bir döneme yerleştirdim?” veya “Hangi eser bilgisi beni yanlış seçeneğe götürdü?” soruları sorulmalıdır. Özellikle çeldiriciler incelenmeli, yanlış seçeneğin neden yanlış olduğu açıklanmalıdır. Böylece soru çözümü yalnızca test performansının ölçüldüğü bir aşama olmaktan çıkarak konu tekrarının bir parçasına dönüşebilir. Yedinci yöntem ise dönemleri anahtar kelimelerle zihinsel haritalara dönüştürmektir. Her dönem için birkaç temel kavram belirlenebilir ve bu kavramların etrafına sanatçılar, eserler, türler ve özellikler yerleştirilebilir. Görsel bağlantılar kurmak, özellikle çok sayıda bilginin aynı anda hatırlanması gereken durumlarda zihinsel düzenlemeyi kolaylaştırabilir.

Edebî dönemleri karıştırmamak için uygulanabilecek bu yedi yöntem, aslında tek bir temel düşüncede birleşmektedir: Bilgi yalnızca depolanmamalı, bilgiler arasında bağlantı kurulmalıdır. Öğrenci bir dönemi çalışırken “Bu dönemin sanatçıları kimlerdir?” sorusuyla yetinmemeli; “Bu sanatçılar hangi anlayışı temsil ediyor?”, “Hangi eserleri hangi türlerle ilişkilendirilebilir?”, “Önceki dönemden hangi yönüyle ayrılıyor?” gibi sorular da sormalıdır. Çünkü AYT Edebiyat'ta kalıcı öğrenme, birbirinden kopuk isim ve eser listelerinden ziyade anlamlı ilişkiler kurulmasıyla desteklenebilir. Özellikle karıştırılan sanatçıların ayrı bir listeye alınması ve belirli aralıklarla karşılaştırılması faydalı olabilir. Ayrıca her denemeden sonra unutulan veya karıştırılan bilgiler küçük bir “hata ve tekrar listesi” üzerinde toplanabilir. Bu liste, öğrencinin her seferinde bütün konuyu baştan çalışmak yerine ihtiyaç duyduğu noktaya odaklanmasına imkân tanıyabilir. Burada dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da ezber yoğunluğunu azaltmaktır. Bir dönemi yalnızca sanatçı ve eser isimlerinden ibaret görmek, sınav sırasında bilgilerin birbirine karışmasına zemin hazırlayabilir. Dönemin tarihsel ve düşünsel arka planı anlaşılır hâle getirildiğinde sanatçı ve eserler için daha anlamlı bir çerçeve oluşabilir.

Sonuç olarak AYT Edebiyat'ta edebî dönemleri birbirinden ayırabilmek, yalnızca daha fazla bilgi ezberlemekle ilgili değildir. Kronolojik sıralama, dönem kimlik kartları, sanatçı-eser eşleştirmeleri, karşılaştırma tabloları, düzenli geri çağırma çalışmaları, soru analizi ve zihinsel haritalar birlikte kullanıldığında öğrenilen bilgilerin daha düzenli bir yapıya kavuşması mümkün olabilir. Peki, öğrenci bir sanatçının adını gördüğünde yalnızca dönemini hatırlamakla yetinmeli midir? Asıl hedef, sanatçıdan döneme, dönemden esere ve eserden edebî anlayışa doğru ilerleyen bir bilgi ağı oluşturabilmek olmalıdır. Bunun için çalışma sürecinde kısa fakat düzenli tekrarlar yapılmalı, karıştırılan bilgiler özellikle işaretlenmeli ve benzer dönemler birlikte değerlendirilmelidir. Denemelerde yapılan hatalar yalnızca puan kaybı olarak görülmemeli, hangi bilgi bağlantısının zayıf kaldığını gösteren birer geri bildirim olarak değerlendirilmelidir. Böyle bir çalışma yaklaşımı, AYT Edebiyat konularının daha sistemli biçimde öğrenilmesine ve sınav sırasında bilgilerin daha kontrollü şekilde hatırlanmasına destek olabilir. Edebiyatın dönemlerini anlamak, aslında edebiyatın değişimini anlamaktır; bu değişim kavrandığında sanatçı ve eserlerin zihindeki yerleri de daha anlamlı bir bütün içerisinde şekillenebilir.

Resim
X