Sınav Öğrencisine Sürekli Ders Çalışmasını Söylemek Doğru mu?
Sınav öğrencisine sürekli “Ders çalışmalısın.” demek, ilk bakışta motivasyonu artırabilecek basit ve doğru bir yaklaşım gibi görülebilir. Ancak gerçekten sürekli ders çalışması gerektiğini söylemek, öğrencinin çalışma isteğini artırır mı? Sınav hazırlığı yalnızca masada geçirilen saatlerin artırılmasıyla açıklanabilecek kadar basit bir süreç değildir. Öğrencinin dikkat süresi, öğrenme biçimi, mevcut akademik düzeyi, uyku düzeni, sosyal ihtiyaçları ve sınava ilişkin kaygıları birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle aileler, öğrencinin yeterince çalışmadığını düşündüklerinde aynı uyarıyı gün içerisinde defalarca tekrarlayabilir. Bir süre sonra “Ders çalış.” ifadesi, öğrencinin zihninde çalışma planını hatırlatan bir cümleden çok baskı unsuru hâline gelebilir. Böyle bir durumda öğrenci masaya otursa bile zihinsel olarak çalışmaya hazır olmayabilir. Bu nedenle öğrenciden sürekli çalışmasının istenmesi yerine, ne kadar ve hangi amaçla çalışılması gerektiği konusunda gerçekçi bir düzen oluşturulmasına özen gösterilmelidir. Çalışma süresi kadar çalışmanın niteliği de dikkate alınmalıdır.
Sınav hazırlığında motivasyon ile baskı arasındaki sınırın doğru belirlenmesi özellikle önemlidir. Bir öğrenciye her gün uzun saatler çalışması gerektiğinin söylenmesi, zaman içerisinde kendi çalışma sorumluluğunu geliştirmesinin önüne geçebilir. Çünkü öğrenci ne yapması gerektiğini sürekli dışarıdan duyduğunda, kendi hedeflerini belirleme ve çalışma sürecini takip etme konusunda daha pasif bir konuma geçebilir. Peki, öğrenci gerçekten kendi hedefini oluşturmadığında yalnızca aileden gelen uyarılarla uzun süre düzenli çalışabilir mi? Bu nedenle “Bugün kaç saat çalıştın?” sorusu yerine zaman zaman “Bugün hangi konuyu tamamlamayı hedefliyorsun?” veya “Çalışırken seni en çok zorlayan bölüm hangisi?” gibi sorular sorulması daha yapıcı olabilir. Böylece öğrencinin yalnızca çalışma süresi değil, çalışma sürecine ilişkin farkındalığı da desteklenebilir. Ayrıca öğrencinin planına uymadığı her durumda eleştirilmesi yerine, planın neden uygulanamadığı araştırılmalıdır. Gerçekçi olmayan hedefler, yoğun okul temposu, konu eksiklerinin oluşturduğu zorlanma veya dikkat dağınıklığı gibi etkenler gözlemlenmeli ve gerektiğinde çalışma düzeninde değişiklik yapılmalıdır.
Özellikle ortaokul dönemindeki öğrencilerde sınav hazırlığı ile günlük yaşam arasındaki dengenin korunmasına dikkat edilmelidir. LGS sürecinde öğrencinin düzenli çalışması önemli olsa da günün tamamının dersle doldurulması gerektiği düşünülmemelidir. Örneğin öğrenci belirli derslerde zorlanıyorsa, bütün gününü çalışmaya ayırmak yerine ihtiyaç duyduğu konuların belirlenmesi ve çalışma bloklarının buna göre düzenlenmesi daha işlevsel olabilir. Ankara LGS özel ders gibi akademik destek seçenekleri değerlendirildiğinde de yalnızca öğrencinin daha fazla soru çözmesi hedeflenmemeli; hangi konularda desteğe ihtiyaç duyulduğu, çalışma alışkanlıklarının nasıl olduğu ve öğrencinin kendi sorumluluğunu ne ölçüde üstlenebildiği göz önünde bulundurulmalıdır. Bunun yanında dinlenme süreleri, uyku ve sosyal etkinlikler de programın dışında bırakılmamalıdır. Çocuk sürekli ders çalışmaya yönlendirildiğinde sınavın yaşamındaki diğer alanları tamamen ortadan kaldırdığı düşüncesine kapılabilir. Oysa dengeli bir çalışma düzeninde ders, dinlenme ve kişisel zaman birbirini dışlayan alanlar olarak görülmemelidir.
Bir sınav öğrencisinin çalışma isteğinin azalması her zaman tembellik olarak yorumlanmamalıdır. Öğrenci uzun süredir çalışmasına rağmen istediği ilerlemeyi göremiyor olabilir, bazı konuları anlamakta zorlanıyor olabilir veya başarısız olma düşüncesi nedeniyle çalışmaya başlamayı erteleyebilir. “Neden çalışmıyorsun?” sorusundan önce “Çalışmaya başlamanı zorlaştıran şey ne?” sorusunun sorulması bu nedenle daha anlamlı olabilir. Özellikle arka arkaya alınan düşük deneme sonuçları öğrencinin kendisine ilişkin olumsuz düşünceler geliştirmesine neden olabileceğinden, sonuçların yalnızca puan üzerinden değerlendirilmemesine özen gösterilmelidir. Yanlışların hangi konularda yoğunlaştığı, süre kullanımında problem bulunup bulunmadığı ve öğrencinin soruları hangi aşamada bırakmak zorunda kaldığı incelenmelidir. Böyle bir analiz, “Daha fazla çalışmalısın.” şeklindeki genel bir uyarının yerine, “Şu konuya şu kadar süre ayırmalısın.” gibi daha somut bir çalışma yaklaşımının oluşturulmasına imkan tanıyabilir. Öğrencinin çabası fark edilmeli, ancak gerçekçi olmayan övgülerden de kaçınılmalıdır. Amaç, öğrencinin yalnızca ailesi veya öğretmeni tarafından kontrol edilmesi değil, zaman içerisinde kendi çalışma düzenini takip edebilecek bir farkındalık geliştirmesidir.
Ders çalışma konusunda sürekli uyarılan öğrencilerde zaman zaman çalışma ile baskı arasında güçlü bir ilişki kurulabilir. Masaya oturmak, yalnızca akademik bir görev olmaktan çıkarak “Yeterince çalışmıyorum.” düşüncesini hatırlatan bir durum hâline gelebilir. Bu nedenle ailelerin ve eğitimcilerin kullandığı dil gözden geçirilmeli, öğrencinin kişiliği ile akademik performansı birbirinden ayrılmalıdır. “Sen zaten çalışmıyorsun.” gibi öğrencinin kimliğine yönelik ifadeler yerine, “Bu haftaki çalışma planında şu bölüm aksadı.” gibi davranışa ve sürece odaklanan ifadeler tercih edilmelidir. Aynı şekilde çalışma programı hazırlanırken öğrencinin görüşü alınmalı, ulaşılması güç hedefler yerine ölçülebilir ve takip edilebilir hedefler belirlenmelidir. Bir öğrencinin günde sekiz saat çalışması her zaman verimli bir gün geçirdiği anlamına gelmeyebilir. Benzer şekilde daha kısa bir çalışma süresi, doğru planlandığında önemli öğrenme fırsatları içerebilir. Bu nedenle çalışma saatlerinden çok konu kazanımı, soru analizi, tekrar düzeni ve öğrenmenin kalıcılığı gözlemlenmelidir.
YKS döneminde ise bu yaklaşımın daha da dikkatli ele alınması gerekebilir. TYT ve AYT gibi kapsamı geniş sınavlarda öğrencinin uzun süreli bir hazırlık sürecine ihtiyacı bulunabilir; ancak bu durum günün her saatinin dersle geçirilmesi gerektiği anlamına gelmemelidir. Ankara TYT özel ders gibi destekler değerlendirilirken öğrencinin mevcut çalışma düzeni, konu eksikleri, deneme sonuçları ve zaman yönetimi birlikte ele alınmalıdır. Öğrenciye sürekli ders çalışması gerektiğini söylemek yerine, hangi hedef için hangi çalışmanın yapılacağı açıklanmalı ve çalışma sürecinin sorumluluğu kademeli olarak öğrenciye bırakılmalıdır. Aile tarafından belirli aralıklarla süreç hakkında konuşulması, öğrencinin planını gözden geçirmesine yardımcı olabilir; ancak her gün aynı uyarının tekrarlanması iletişimi zayıflatabilir. Sonuç olarak sınav öğrencisinin düzenli çalışması önemlidir fakat düzenli çalışma, sürekli baskı altında tutulmakla aynı anlama gelmez. Öğrencinin akademik ihtiyaçları kadar psikolojik dayanıklılığı, dinlenme ihtiyacı ve kendi sorumluluğunu geliştirme süreci de dikkate alınmalıdır. Asıl hedef, öğrencinin yalnızca sınava kadar çalışmasını sağlamak değil, neden çalıştığını anlayabildiği ve çalışma düzenini zaman içerisinde kendi ihtiyaçlarına göre yönetebildiği bir süreç oluşturulmasına imkan tanımaktır.
