Unutulan Konuları Kalıcı Öğrenmenin Yolları
Bir konu çalışıldıktan birkaç gün sonra hatırlanmıyorsa ilk akla gelen soru genellikle “Neden unuttum?” olur. Oysa öğrenme sürecinde unutmak, başlı başına başarısızlık göstergesi olarak değerlendirilmemelidir. İnsan zihni, karşılaşmadığı veya yeniden kullanmadığı bilgilerin bir bölümünü zaman içerisinde geri plana atabilir. Asıl önemli olan, unutulan bilginin nasıl yeniden hatırlanacağı ve bundan sonra nasıl daha sağlam biçimde öğrenileceğidir. Özellikle sınava hazırlanan öğrencilerde çok sayıda konu arasında gidip gelmek, daha önce öğrenilen bilgilerin zihinde geri plana düşmesine neden olabilir. Bu nedenle yalnızca yeni konu öğrenmeye odaklanmak yerine, eski konuların belirli aralıklarla yeniden ele alınmasına da çalışma programında yer verilmelidir. Peki, bir konuyu yalnızca bir kez okumak gerçekten öğrenmek için yeterli midir? Öğrenmenin kalıcı hâle gelmesi için bilginin farklı zamanlarda hatırlanması, kullanılması ve yeni bilgilerle ilişkilendirilmesi önemsenmelidir. Böylece çalışma süreci yalnızca bilgi biriktirmeye değil, bilgiyi uzun süre erişilebilir hâlde tutmaya yöneltilebilir.
Unutulan konuları yeniden öğrenmeye çalışırken en sık başvurulan yöntemlerden biri konuyu baştan sona tekrar okumaktır. Ancak yalnızca tekrar okumak, bilginin gerçekten ne kadar öğrenildiğini anlamak açısından yeterli olmayabilir. Bunun yerine kitap veya defter kapatılarak konu hakkında hatırlananların zihinden aktarılması denenebilir. Örneğin bir öğrenci çalıştığı konuyla ilgili temel kavramları kendi cümleleriyle açıklayabilir, önemli noktaları yazabilir veya kendisine kısa sorular yöneltebilir. Hatırlanamayan noktalar daha sonra kaynağa dönülerek kontrol edilebilir. Bu yöntem, öğrencinin hangi bilgileri bildiğini ve hangi noktalarda eksiklik bulunduğunu daha net görmesine imkan tanıyabilir. Özellikle yanlış cevaplanan sorular yalnızca doğru cevapla geçilmemeli, hatanın hangi bilgi eksikliğinden kaynaklandığı da araştırılmalıdır. Çünkü bir sorunun yanlış yapılması, yalnızca “yanlış” sonucunu değil, üzerinde yeniden çalışılması gereken bir öğrenme alanını gösterebilir. Bu nedenle tekrar sırasında pasif okumadan ziyade bilgiyi hatırlamaya ve kullanmaya dayalı çalışmalara ağırlık verilmesi değerlendirilebilir.
Kalıcı öğrenmede tekrarın ne zaman yapıldığı da en az tekrarın kendisi kadar önemlidir. Bir konu öğrenildikten hemen sonra defalarca gözden geçirmek yerine, belirli zaman aralıklarıyla yeniden hatırlanmaya çalışılması daha anlamlı bir çalışma düzeni oluşturabilir. Örneğin ilk tekrar kısa süre sonra, sonraki tekrar birkaç gün içerisinde ve devamındaki tekrarlar daha uzun aralıklarla planlanabilir. Burada kesin bir takvimden çok, öğrencinin konuyu ne ölçüde hatırladığı gözlemlenmelidir. Özellikle LGS hazırlığında daha önce öğrenilmiş Türkçe konularının zaman içerisinde unutulması oldukça doğal kabul edilebilir. Bu süreçte Ankara LGS özel ders gibi bireysel destek seçenekleri değerlendiriliyorsa, yalnızca yeni konu anlatımına değil, öğrencinin geçmiş konulardaki bilgi durumunun düzenli biçimde takip edilmesine de özen gösterilmelidir. Örneğin fiilimsiler, sözcükte anlam veya cümlede anlam gibi konular belirli aralıklarla kısa sorular üzerinden yeniden değerlendirilebilir. Öğrenci bir konuyu hatırlamakta zorlanıyorsa doğrudan uzun bir tekrar yapmak yerine, eksik olan bölümün belirlenmesi ve yalnızca o noktaya yoğunlaşılması çalışma zamanının daha bilinçli kullanılmasına imkan sağlayabilir.
Bir bilginin kalıcı hâle gelmesinde yalnızca tekrar değil, farklı öğrenme biçimlerinin kullanılması da dikkate alınabilir. Bir konu önce okunmuşsa daha sonra yazılı olarak özetlenebilir, ardından sorular üzerinden uygulanabilir veya başka bir kişiye anlatılıyormuş gibi açıklanabilir. Bir konuyu kendi cümleleriyle anlatmaya çalışmak, öğrencinin gerçekten anlayıp anlamadığını fark etmesine yardımcı olabilir. “Bu kavramı bir arkadaşım sorsa nasıl açıklardım?” sorusu bu nedenle oldukça işlevsel bir kontrol noktası olarak değerlendirilebilir. Ayrıca konular arasında bağlantı kurulması, bilgilerin zihinde birbirinden kopuk parçalar şeklinde kalmasını önlemeye yardımcı olabilir. Örneğin dil bilgisi konularında öğrenilen bir kuralın soru üzerinde nasıl kullanıldığı incelenebilir; matematikte öğrenilen bir yöntemin hangi soru türlerinde karşılaşıldığı araştırılabilir. Böylece bilgi yalnızca ezberlenmesi gereken bir içerik olmaktan çıkarılıp farklı durumlarda kullanılabilen bir yapıya dönüştürülebilir. Öğrencinin hangi öğrenme biçiminde daha rahat hatırladığını zaman içerisinde gözlemlemesi, kişisel çalışma yönteminin geliştirilmesine de katkı sağlayabilir.
Unutulan konuların kalıcı biçimde öğrenilmesinde soru çözümü de önemli bir kontrol aracı olarak değerlendirilebilir. Ancak burada yalnızca çözülen soru sayısına odaklanılması yerine, soruların hangi amaçla kullanıldığına dikkat edilmelidir. Bir konu tekrar edildikten sonra kolay sorularla başlanabilir, ardından farklı soru biçimlerine geçilebilir. Yanlış veya boş bırakılan soruların nedenleri incelenmeli ve aynı hatanın tekrar edip etmediği gözlemlenmelidir. Eğer öğrenci soruyu çözerken kuralı hatırlıyor fakat uygulamakta zorlanıyorsa problem bilgi eksikliğinden çok uygulama becerisiyle ilişkili olabilir. Buna karşılık temel kavram dahi hatırlanamıyorsa kısa bir konu tekrarına ihtiyaç duyulabilir. Bu ayrım yapılmadan sürekli soru çözmeye devam edilmesi, öğrencinin yalnızca daha fazla soru görmesine fakat eksikliğin kaynağını fark edememesine neden olabilir. Bu nedenle yanlış defteri, kısa konu notları veya haftalık tekrar listeleri gibi araçlardan öğrencinin ihtiyacına göre yararlanılması düşünülebilir. Her çalışma sonunda “Bugün ne öğrendim ve gelecek hafta bunu ne kadar hatırlayabilirim?” sorusunun sorulması, öğrenme sürecine daha bilinçli bir bakış kazandırabilir.
Sonuç olarak unutulan konuları kalıcı öğrenmenin yolları, yalnızca daha fazla tekrar yapmakla sınırlı değildir. Bilginin belirli aralıklarla hatırlanması, öğrencinin kendi cümleleriyle açıklama yapması, farklı soru türleriyle uygulama gerçekleştirmesi ve yanlışların nedenlerinin incelenmesi birlikte değerlendirilebilir. Özellikle TYT gibi geniş konu kapsamına sahip sınavlarda eski konuların tamamen bırakılması, ilerleyen süreçte bilgi kayıplarının artmasına neden olabilir. Bu nedenle Ankara TYT özel ders gibi bireysel çalışma seçenekleri gündeme geldiğinde öğrencinin yalnızca güncel konuları değil, daha önce çalışılmış fakat zaman içinde unutulmuş başlıkları da takip edebileceği bir sistem oluşturulmasına özen gösterilmelidir. Haftalık program içerisinde yeni konu, tekrar ve soru çözümü arasında dengeli bir dağılım yapılması düşünülebilir. Peki, bir konuyu gerçekten öğrenip öğrenmediğimizi anlamanın yolu onu okuduğumuzu hatırlamak mı, yoksa kaynağa bakmadan açıklayabilmek mi olmalıdır? Kalıcı öğrenme açısından ikinci yaklaşım daha güçlü bir değerlendirme ölçütü olabilir. Bu nedenle öğrencinin zaman içerisindeki ilerlemesi yalnızca tamamlanan konu sayısıyla değil, daha önce öğrenilen bilgileri ne ölçüde hatırlayıp kullanabildiği üzerinden de gözlemlenmelidir.
